“BARIŞ ÇOCUK”
Kuş acıkmıştı… Gözlerin durağanlığı bitiverdi o an… Yanakların çilleri de yemlere dönüşüverdi, kuş kız yesin diye…
Kuşun uykusu geldi… Kuş kız papatya çiçeği göz bebeklerini kuşun kanadı altına sakladı rahat uyuyalım, büyüyelim diye…
Kuş uyandı uçmak istedi… Kuş kızın gezme heyecanı başladı hemen… Bir sürü yer görecekti… Ormanı, yeşili, başka başka çiçekleri, diğer çocukları, bulutları…
Kuş gözlerden süzüldü gökyüzüne doğru… Ormanın rüzgarını hissetti bedeninde… Üzerlerinde uçmak ferahlık getirecekti kendine…
Bir ses…
Anlayamadı, önce… Çünkü böyle bir gürültü hiç duymamıştı.
Ama vücudunda bir acı başlamıştı, daha önce hiç hissetmediği… Şimdiye değin sevgiyle büyümüştü, okşanarak… Bu acı sert geldi ona.
Bir Bh askeri yemek için kuşu tüfeğiyle vurmuştu acımadan, açlığını gidermek için, gözünü kan bürüdüğünden…
Kuş gökyüzündeki bulutları seyrederek, sırtüstü düşmeye başladı…
Düştü… Düştü…
Kuş kızın gözlerindeki yerini aldı.
Kuş kız acıdan ağlıyordu…
Gözyaşı yerine kan akıyordu…
Ve kuş kız kan kaybından öldü…
Asker kuşu vurduğunu sanmıştı. Halbuki vurduğu – öldürdüğü kuş kızdı, çocuktu… “BARIŞ ÇOCUK” tu. Daha birçok sevgiyi, coşkuyu, dokunuşları, yaratışları yaşamadan sadece son kez bağırabildi, siyah beyaz “SAVAŞA HAYIR” diyerek… Ve son kez seslendi dünyaya kırmızı olarak, “NO WAR”
Sözcükler, beyazdan siyaha ve yavaşça kırmızıya dönüştü eriyerek… Geriye kulakları sağır eden bir tüfek sesi ve ardından sevgiyi, barışı seslendiren bir müzik kaldı…
Öldürülen kuş mu, çocuk mu?
Öldürülen insan mı, insanlık mı?
VURULAN NE?
21 – 11- 2007 / İSTANBUL
Tülay ÇELLEK
Yıldız Teknik Üniversitesi
Sanat ve Tasarım Fakültesi
Sanat Bölümü Öğretim Görevlisi
http://www.tulaycellek.com
tcellek@yildiz.edu.tr
|